Çocuklar doktordan neden korkarlar? Neden hastaneye gitmek istemezler? Cevabı iğne, ilaç korkusu mudur acaba sadece?

Bugün bu sorunun cevabını maalesef öğrenme deneyimine nail oldum.

Ateşlenip, huzursuz olan kızımı yaz tatili için bulunduğumuz ilçede devlet hastanesinin aciline götürmek durumunda kaldık.

Hafta sonu olduğu için hastane bomboştu. Girdiğimiz muayene odasındaki yardımcılar, doktoru çağırdılar. Doktor ayağını uzatmış yatarken rahatsız etmişiz gibi asık bir suratla, zoraki adımlarla geldi. Ne olacağını bilmemenin kaygısıyla kucağımda ağlayan kızımın şikâyetini sordu, net anlayamasam da, ağız hareketlerinden öyle olduğunu farz ettim. Sonra muayene için çocuğu sedyeye yatırmamızı istedi. Ağladığı için kucağımda muayene etmesini istedim. Yatırmadan muayene edemeyeceğini söyledi. Hıçkırıklara boğulan çocuğu zorla sedyeye yatırdık, ellerini kollarını tutmaya çalışıyoruz, saygıdeğer doktor bey bekliyor, tek bir kelime etmeden. Çocuk çırpınıyor, zaten zor yatırdığımız yönü uygun bulmadı, kafasını kendine doğru çevirmemizi istedi. Bunca müdahaleye karşı çocuğun sesi gitti ağlamaktan ve kucağıma alıp, koynuma bastırdım. Doktora döndüm, çocuğu rahatlatmak için birkaç güzel cümle kuramaz mısınız, siz böyle dururken ben bu halde nasıl sakinleştireyim, dedim. Boş bir yüz ifadesi, çocuğun geçirdiği krizden en ufak bir etkilenme belirtisi yok, cevap da. Odada dört kişi daha bakıyor ve izliyor çocuğun kucağımda çırpınışını. Doktorun suratında, sinir bozucu bir sessizlik… Yatacak ve muayene edeceğim, dercesine bekliyor, hiçbir şey söylemeden. Doktor olduğuna eminim bu beyefendinin ama insan olduğundan şüphe duydum o anda. Kızımı kucakladığım gibi, kapıya yöneldim. Bu çocuk hiçbir doktorda böyle yapmadı, birkaç güzel cümleyle çocuğu rahatlatamaz mısınız, dedim. Yine cevap yok… Bu tavrınızla bizi gerçekten incittiniz, dedim, Yine cevap yok… Ellerinde mısır patlakları eksik, sinema izlermişçesine boş boş bakan dört kişi arasında, kucağımda hıçkırıklarla ağlayan çocuğumla odayı terk ettim, yine cevap yok…

Vergilerimizle maaşını alan, söz konusu doktorun umurunda mıdır bilmiyorum ama hakkımı helal etmediğimi bilmesini çok isterdim.

Bu bir çocuk, henüz 2, 5 yaşında bile değil. Bir hastane odasına getirilmiş; belli ki gezmeye, oynamaya değil, bir sıkıntısı olduğundan. En ufak bir yoğunluk emaresi görünmeyen hastanede, doktorun gözünün içine bakan çaresiz, masum bir çocukla iki kelam etmesine engel nedir acaba? Bak sadece şunu yapacağım, hiç canın acımayacak, senin adın ne, gibi basit ama çocuğu rahatlatıcı cümleler kurması çok mu zordur? Yoğun bir günde, yoğun bir hastanede her türlü davranış, yanlış da olsa sineye çekilebilir. Ama bu durumda nedir böylesi ilgisizliğini, doktora kendince haklı gösteren sebep? Bana bir cevap bile vermeyen, çocuğu rahatlatacak bir iki kelimeyi çok gören bu insan, acaba onu çay keyfinden alıkoyduğumuz için mi bizi böyle cezalandırdı?

Doktor olmak, herkesin el pençe divan durmasını beklemek ne kadar da hoş bir duygudur, kim bilir? Herkes yerini bilecek, diyordur belki, ben doktorum, öyle hastanın karşısında eğilemem diyordur. Karşındaki çocuk be adam! Masum, savunmasız… Ve yapacağın en ufak bir yanlış onun ömür boyu unutamayacağı bir travmaya sebep olacakken, kime karşı, ne uğruna gösterdiğin bu enaniyet, kibir?

Bu yaşadığımız tatsız olaydan sonra, en yakın başka ilçe hastanesine gittik. Yol boyunca dua ettim, ülkemin doktorlarına güvenimi, inancımı kaybetmek istemiyorum, inşallah vicdanlı bir insan karşımıza çıkar diye… Yine boş bir hastaneye vardık. Neredeyse bütün hastane görevlileri dışarıda oturuyor. İçeriye girdiğimizde iki küçük çocuğun doktorun yanından çıktığını gören kızım biraz sakinleşti, onlarla sohbet ettik, bir yerlerinin acıyıp acımadığını sorduk, çocuklar olumlu şeyler söyleyince rahatladı bir nebze olsun. Odaya girdik, doktor ve iki görevli hanım… Hiç birinde en ufak bir gülümseme yok, güzel söz zaten yok. Ama doktor bey kızımı kucağımda muayene etmeyi kabul etti ya, benden mutlusu yok. Kızımla konuşmalarıma ve onu rahatlatma çabalarıma biraz olsun destek görebilmek bile içime bir su serpiyor, yavrucuk yine ağlıyor olsa da. Biten muayenenin ardından kızımın rahatlığını görmek zaten en güzeliydi.

Bu yaşadıklarımı paylaşmamdan sonra okuyanlar, ne kıymetli çocuğu varmış diyecekler, pek çok yazımdan sonra dedikleri gibi… Ama beni tanıyanlar bilirler haksızlığa tahammülüm yok benim, sessiz kalamıyorum. Hele ki haksızlığa maruz kalan kişi minicik savunmasız bir cansa, geceleri uykularım kaçıyor ve çaresizliğimle o kadar çok üzülüyorum ki. Sadece kendi çocuğum için değil, bütün çocuklara reva gördükleri bu insanlık dışı tavırlar beni çok yaralıyor. Çocuk psikolojisini hiçe sayan, sözde okumuş ve sağlığımızı emanet ettiğimiz kişilerden böylesi ilgisiz, umursamaz, kibirli davranışları görünce mümkün mü insanın kendine hâkim olabilmesi?

Okuyup, diploma almak kolaydır, bir yerlerde mevki sahibi olabilmek de bir şekilde sağlanır, peki ya insanlık? Nerede yitirdik biz insanlığımızı, suratımıza bakmayan hastane görevlilerini, bir hoş geldin demeyen sağlık görevlilerini, bir güler yüzü esirgeyen doktorları, boş verebilirim. Hani derim ki, kim bilir ne derdi var, kolay değil bu devirde para kazanmak ve sineye çekerim. Ama bir çocuk gördüğünde, onun psikolojisini düşünmeyip, hoyratça davranan insanın vicdanından maalesef şüphe ederim.

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required