Bu yazı her gün İstanbul’ un belli meydanlarında “çevre için bir dakikanınız var mı?” tadında bir yazı olmasa da, ben de sizin birkaç dakikanızı benzer bir konu için almak istiyorum…

Yaz dönemi birçoğumuz için tatil ve büyük kentlerden kısa bir dönem için kaçarak soluklandığımız bir dönem. Kendimizi bizim de ailecek Ege’nin veya diğer sahil kentlerinin büyüsüne kaptırdığımız ve ‘aman ne güzel çocuklarımız en azından bir süre temiz hava alıyor’ diye birçok fedakârlıkta bulunduğumuz bir zaman dilimi.

Türkiye’ nin neresine gidersek gidelim güzel bir doğa kimi deniz, göl veya dağ gibi muhteşem bir coğrafya bizi bekliyor. Bunun yanı sıra çeşit çeşit insan manzaralarının eşlik ettiği kumsallarda plastik poşetler, pet şişeler, sigara izmaritleri çocuklarımızın kova küreklerinin içine dolaşarak “ne mutlu bir tatil” geçirdiğimizi düşünüyoruz.

Bir sigara izmaritinin doğadan 500 koca yıl içinde yok olduğunu bilsek yine de kumsallara bu pisliğimizi çocuklarımıza miras olarak kaçımız bırakırdı bilemiyorum. Pet şişelerin durumu ise içler acısı. Tatil boyunca manzaranın farkına varamadan kafamız yerde pet şişe toplama işi bizim bu yılki tatil etkinliklerimizin başında geldi. Topladığımız, daha doğrusu toplayabildiğimiz kadarı günde kimi zaman 60 ile 100 arasına ulaşıyordu. Kapak toplama kampanyasını da bu kadar takıntı haline getirmişken bu işe azimle devam etmeye çalıştık. Ancak çoluk çocuk giriştiğimiz bu çalışmanın “devede kulak” olması canımı da sıkıyordu. Bu faaliyete devam ederken düşündüğüm tek bir şey vardı, yapacak başka bir şey olamaz mıydı acaba?

Benim bu yazıda istatistikler ve belli çevre forumlarının verileri ile kimsenin kafasını doldurmaya niyetim yok. Bu bilgilere her isteyen istediği miktarda çeşitli kaynaklardan ulaşabilir. Sonuçta gündeme getirdiğim konu herkesin çok iyi bildiği ve şikâyet ettiği bir konu. Burada sayıları aktarmak anlamsız… Benim dile getirmek istediğim ise küçük bir çözüm önerisini el birliği ile hayata geçirmektir.

Neden bizim ülkemizdeki meşrubat ve ambalaj üreticileri bu pet şişeleri depozitolu olarak piyasaya çıkarmazlar. Almanya, İsveç gibi bazı ülkelerde bu böyle… İnsanlar gerekiyorsa elli kuruşluk bir ürün için Bir lira depozito versinler bak bakalım sokak ortalarına bu ürünleri fırlatıp umarsızca atabilirler mi?

Çocuklarımıza steril, organik gıdalar yedirmek için bin türlü takla atmak, göreceli olarak en iyi eğitimi alabilsinler diye dünyanın paralarını dökmek onlara iyi bir gelecek hazırlamak adına yeterli mi? Lütfen hepimiz şapkamızı önümüze koyup bir düşünelim. Bu gidişat böyle sürerse artık tatillerde gidebileceğimiz ne bir köşe, ne nefes alabileceğimiz bir doğa ne de çocuklarımıza bırakabileceğimiz bir yaşam alanı kalmayacak.

LÜTFEN BU YAZIYI EĞER MEŞRUBAT VE AMBALAJ FİRMALARINDA ÇALIŞAN YETKİLİ BİR TANIDIĞINIZ VARSA İLETİNİZ. BELKİ GÜNÜN BİRİNDE AVRUPADAKİ DEPOZİTOLU UYGULAMA TÜRKİYE DE DE YAŞAMA GEÇER.

HEPİMİZ BU GİDİŞATIN BİRER SORUMLU FERDİ OLARAK ELEKTRONİK HABERLEŞME BU KADAR ELİMİZİN ALTINDAYKEN EN AZINDAN BU DENLİ İHTİYACIMIZ OLAN BİR KONU İÇİN DE ÇEVREMİZİ BİR YOKLAYALIM.

KİMBİLİR BELKİ DE YENİ BİR HAYIRLI UYGULAMANIN DOMİNO TAŞLARINDAN BİRİ OLMAK BİZE FARKLI BİR MUTLULUKLA GERİ DÖNER….

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required